Yapay zekâ pazarlamacıların yerini almıyor. Sadece hâlâ 2018 gibi pazarlama yapanları oyunun dışına itiyor.
“Yapay zekâ bizim işimizi elimizden alacak mı?”
Son iki yılda katıldığım toplantılarda, eğitimlerde ve sektör sohbetlerinde en çok karşılaştığım sorulardan biri bu oldu.
Aslında bu soru yanlış bir yerden başlıyor.
Çünkü yapay zekâ pazarlamacıları işsiz bırakmıyor.
Yapay zekâ, yalnızca yıllardır değişmeyen yöntemlerle pazarlama yapanları oyunun dışına itiyor.
Pazarlama tarihi boyunca her büyük teknolojik dönüşüm benzer korkuları beraberinde getirdi. İnternet geldiğinde gazeteler bitecek denildi. Sosyal medya çıktığında web sitelerinin önemi kalmayacak denildi. Mobil cihazlar hayatımıza girdiğinde masaüstü deneyiminin sona ereceği konuşuldu.
Hiçbiri tam anlamıyla gerçekleşmedi.
Araçlar değişti.
İnsan davranışı ise değişmedi.
İnsanlar hâlâ güvenmek istiyor.
Hâlâ bir problemi çözmek istiyor.
Hâlâ kendilerini anlayan markalara yöneliyor.
İşte tam da bu noktada yapay zekâ devreye giriyor.
Yapay zekâ içerik üretir. Strateji üretmez.
Bugün birkaç saniye içinde onlarca reklam metni oluşturabiliyoruz.
Dakikalar içerisinde sosyal medya içerikleri hazırlayabiliyoruz.
Ürün açıklamaları yazdırabiliyor, görseller üretebiliyor, video senaryoları hazırlayabiliyoruz.
Bunların tamamı inanılmaz gelişmeler.
Ancak burada önemli bir ayrım var.
Yapay zekâ;
“Ne yazacağını” biliyor.
Ama;
“Neden yazılması gerektiğini” bilmiyor.
Bir markanın neden tercih edildiğini,
müşterinin hangi duyguyla satın alma kararı verdiğini,
hangi ürünün hangi hikâyeyle anlatılması gerektiğini,
hangi pazarda nasıl konumlanması gerektiğini hâlâ insan belirliyor.
İşte pazarlamanın gerçek değeri de burada başlıyor.
Pazarlama hiçbir zaman reklam vermek değildi.
Uzun yıllardır otomotiv sektöründe çalışıyorum.
Yetkili satıcılardan ekspertiz markalarına, yazılım girişimlerinden e-ticaret projelerine kadar birçok farklı markayla çalışma fırsatım oldu.
Bu süreçte dikkatimi çeken ortak bir faktör vardı.
Markaların büyük bir bölümü pazarlamayı ilk etapta yalnızca reklam bütçesi olarak görüyordu.
Satışlar düşünce ilk soru hep aynıydı:
“Reklam bütçelerini artıralım mı?”
Oysa gerçek problem çoğu zaman reklam değildi.
Web sitesi kullanıcı deneyimi zayıftı.
Markanın konumlandırması net değildi.
SEO altyapısı eksikti.
İçerikler müşterinin gerçek sorularına cevap vermiyordu.
CRM süreçleri kurulmamıştı.
Yani sorun görünürlük değil, sistemdi.
Pazarlama yalnızca reklam vermek değildir.
Pazarlama, müşterinin ilk temasından sadakatine kadar uzanan deneyimi tasarlamaktır.
Yapay zekâ pazarlamacının yerini değil, görev tanımını değiştiriyor.
Eskiden pazarlamacılar günlerinin büyük bölümünü operasyonel işlere ayırıyordu.
Reklam metni yazmak…
Sunum hazırlamak…
Rapor oluşturmak…
Anahtar kelime araştırmak…
Bugün bunların büyük bölümünü yapay zekâ birkaç dakika içerisinde tamamlayabiliyor.
Bu aslında kötü bir haber değil.
Tam tersine.
Artık pazarlamacılar zamanlarını gerçekten değer üreten konulara ayırabilecek.
Daha iyi stratejiler geliştirmeye…
Müşteri davranışlarını analiz etmeye…
Yeni gelir modelleri tasarlamaya…
Marka hikâyesi oluşturmaya…
İnsan psikolojisini anlamaya…
Çünkü gelecekte rekabet, “kim daha hızlı içerik üretiyor?” sorusuyla değil, “kim daha doğru soruları soruyor?” sorusuyla şekillenecek.
Yapay zekâ çağında en değerli beceri: Muhakeme
Bana göre önümüzdeki beş yılın en kritik pazarlama becerisi teknik bilgi olmayacak.
Muhakeme olacak.
Çünkü artık bilgiye ulaşmak çok kolay.
Asıl değer, o bilgiyi yorumlayabilmekte yatıyor.
Yapay zekâ sana yüzlerce kampanya fikri verebilir.
Ama hangi fikrin markanın kimliğiyle uyumlu olduğuna karar veremez.
On farklı hedef kitle önerebilir.
Ama hangisinin uzun vadede markaya değer katacağını bilemez.
İyi bir pazarlamacıyı farklı kılan şey kullandığı araçlar değil, verdiği kararlardır.
Geleceğin pazarlamacıları “prompt” yazanlar değil, sistem kuranlar olacak.
Bugün birçok kişi yapay zekâyı nasıl kullanacağını öğrenmeye çalışıyor.
Bence daha önemli soru şu:
Yapay zekâyı hangi sistemin içine yerleştiriyorsunuz?
Eğer ortada sağlam bir marka stratejisi yoksa…
Müşteri yolculuğu tasarlanmamışsa…
Veri okunmuyorsa…
Yapay zekâ yalnızca daha hızlı hata yapmanızı sağlar.
Oysa doğru kurulmuş bir pazarlama sistemi içerisinde yapay zekâ, ekibin en güçlü çalışma arkadaşı hâline gelir.
Yapay zekâ pazarlamayı öldürmeyecek.
Sadece pazarlamanın tanımını yeniden yazacak.
Bundan sonra başarılı olanlar, en fazla içerik üretenler değil; insan davranışını en iyi anlayan, veriyi doğru yorumlayan ve teknolojiyi stratejiyle birleştiren markalar olacak.
Çünkü pazarlama hiçbir zaman yalnızca görünür olmak değildi.
Pazarlama, insanların hayatında anlamlı bir yer edinme sanatıdır.
Ve bu sanatın merkezinde hâlâ insan var.